İngilizce öğrenmek istiyorsunuz ama nereden başlayacağınızı bilmiyor musunuz?
Belki okulda yıllarca İngilizce gördünüz. “Hello”, “How are you?”, “My name is…” gibi birkaç cümle biliyorsunuz. Bazı kelimeleri anlayabiliyorsunuz ama biri sizinle İngilizce konuşmaya başladığında cevap vermekte zorlanıyorsunuz.
Aslında bu çok normal.
İngilizce öğrenmek için önce binlerce kelime ezberlemeniz, karmaşık gramer kurallarını öğrenmeniz veya saatlerce ders çalışmanız gerekmiyor. Öncelikle çok basit cümleleri anlamayı ve kurmayı öğrenmeniz yeterli.
Bu yazıda İngilizceye yeni başlayanlar için en temel konuları adım adım ele alacağız.
İngilizce öğrenmeye nereden başlamalı?
İngilizce öğrenmeye başlayanların yaptığı en büyük hatalardan biri, daha ilk günden gramer kitaplarına gömülmektir.
Present Perfect, Past Perfect, Conditional Clauses gibi konular elbette ileride karşınıza çıkacak. Ancak başlangıç seviyesinde bunları öğrenmeye çalışmak çoğu kişiyi gereksiz yere yorar.
İlk aşamada şu dört şeyi öğrenmeniz çok daha önemlidir:
- Temel kelimeler
- Basit cümle yapısı
- En sık kullanılan fiiller
- Günlük konuşma kalıpları
Örneğin şu cümleleri kurabiliyorsanız İngilizceye gerçekten başlamışsınız demektir:
I am tired.
Yorgunum.
I am hungry.
Açım.
I like coffee.
Kahve severim.
I don’t like tea.
Çayı sevmem.
I live in Istanbul.
İstanbul’da yaşıyorum.
I speak Turkish.
Türkçe konuşuyorum.
Bunlar çok basit cümlelerdir. Fakat İngilizcenin temel mantığını anlamaya başlamanız açısından son derece önemlidir.
İngilizcede cümle nasıl kurulur?
İngilizcede temel cümle yapısı Türkçeden biraz farklıdır.
Türkçede:
Ben kahve içiyorum.
İngilizcede:
I drink coffee.
Burada temel sıra şöyledir:
Özne + Fiil + Nesne
Yani:
I + drink + coffee.
Ben + içerim + kahve.
Başlangıçta bu yapıyı aklınızda tutmanız çok faydalı olacaktır.
Birkaç örnek:
I eat bread.
Ekmek yerim.
I watch TV.
Televizyon izlerim.
I read books.
Kitap okurum.
I like music.
Müzik severim.
I speak English.
İngilizce konuşurum.
İngilizce cümle kurarken önce “Kim?” sorusunu sorun.
Sonra “Ne yapıyor?” diye düşünün.
Son olarak “Neyi?” veya “Nerede?” gibi bilgileri ekleyin.

İngilizcede en önemli kelimelerden biri: “I”
I = Ben
İngilizcede “I” kelimesi her zaman büyük harfle yazılır.
Örneğin:
I am Turkish.
Ben Türküm.
I am tired.
Yorgunum.
I like football.
Futbolu severim.
I live in İzmir.
İzmir’de yaşıyorum.
Burada önemli bir nokta var:
Türkçede “Ben” kelimesini bazen söylemeden de cümle kurabiliriz.
“İstanbul’da yaşıyorum.”
İngilizcede ise çoğu basit cümlede özneyi açıkça belirtmeniz gerekir:
I live in Istanbul.
Sadece:
Live in Istanbul.
dediğinizde normal bir “Ben İstanbul’da yaşıyorum” cümlesi kurmuş olmazsınız.
“I am” ne demek?
İngilizce öğrenmeye başlayanların mutlaka öğrenmesi gereken yapılardan biri:
I am = Ben …im / Ben …yim
Örneğin:
I am happy.
Mutluyum.
I am tired.
Yorgunum.
I am hungry.
Açım.
I am busy.
Meşgulüm.
I am ready.
Hazırım.
I am Turkish.
Türküm.
Buradaki am, “olmak” fiilinin İngilizcedeki özel biçimlerinden biridir.
“Ben mutluyum” derken:
I am happy.
dersiniz.
“Ben yorgunum”:
I am tired.
“Ben hazırım”:
I am ready.
“You are” ne demek?
Şimdi “sen”e geçelim.
You = Sen / Siz
You are = Sen …sin / Siz …siniz
Örneğin:
You are tired.
Yorgunsun.
You are right.
Haklısın.
You are late.
Geç kaldın.
You are ready.
Hazırsın.
Burada küçük ama önemli bir noktaya dikkat edin.
İngilizcede you hem “sen” hem de “siz” anlamında kullanılabilir.
“He”, “She” ve “It”
İngilizcede:
He = O (erkek)
She = O (kadın)
It = O (cansız varlık/hayvan vb.)
Örneğin:
He is tired.
O yorgun. (erkek)
She is happy.
O mutlu. (kadın)
It is cold.
Hava soğuk.
Burada “is” kelimesine dikkat edin.
I am
ama:
He is
She is
It is
Yani:
I am
You are
He is
She is
It is
Bu beş yapıyı başlangıçta iyice öğrenmeniz çok işinize yarar.
İngilizcede “olmak” fiili: am, is, are
Şimdi küçük bir tablo yapalım:
| İngilizce | Türkçe |
|---|---|
| I am | Ben …im |
| You are | Sen/Siz …sin(iz) |
| He is | O … |
| She is | O … |
| It is | O … |
| We are | Biz …iz |
| They are | Onlar … |
Örneğin:
We are happy.
Mutluyuz.
They are tired.
Onlar yorgun.
We are ready.
Hazırız.
They are Turkish.
Onlar Türk.
Bu yapıyı öğrendiğinizde çok sayıda basit İngilizce cümle kurabilirsiniz.
İngilizcede soru nasıl sorulur?
Şimdi iş biraz daha eğlenceli hale geliyor.
“Sen yorgun musun?” demek istiyorsunuz.
İngilizcesi:
Are you tired?
Dikkat edin:
You are tired.
Yorgunsun.
Soru yapınca:
Are you tired?
Yorgun musun?
Yani are başa geliyor.
Benzer şekilde:
Are you hungry?
Aç mısın?
Are you ready?
Hazır mısın?
Are you busy?
Meşgul müsün?
Are you Turkish?
Türk müsün?
Bunlara genellikle:
Yes, I am.
Evet.
veya
No, I’m not.
Hayır.
şeklinde cevap verebilirsiniz.
“Do” neden kullanılıyor?
İngilizcede biraz ilerlediğinizde sürekli do kelimesini görmeye başlayacaksınız.
Örneğin:
Do you like coffee?
Kahve sever misin?
Burada do, cümlede soru yapısına yardımcı olur.
Do you speak English?
İngilizce konuşuyor musun?
Do you like music?
Müzik sever misin?
Do you live in Istanbul?
İstanbul’da mı yaşıyorsun?
Do you work here?
Burada mı çalışıyorsun?
Buna karşılık:
Are you tired?
deriz.
Çünkü burada “tired” bir sıfattır ve be fiili kullanılır.
Başlangıçta bütün gramer ayrıntılarını ezberlemeye çalışmayın. Önce örnekleri görün ve kalıplara alışın.
İngilizcede en önemli 20 fiil
Başlangıç seviyesinde yüzlerce fiil ezberlemek yerine en sık karşılaşacağınız fiillerden başlamanız daha mantıklıdır.
Örneğin:
- be – olmak
- have – sahip olmak
- do – yapmak
- go – gitmek
- come – gelmek
- want – istemek
- need – ihtiyaç duymak
- like – sevmek
- know – bilmek
- think – düşünmek
- see – görmek
- look – bakmak
- give – vermek
- take – almak
- make – yapmak/üretmek
- get – almak/elde etmek
- eat – yemek
- drink – içmek
- work – çalışmak
- live – yaşamak
Bu fiillerle yüzlerce basit cümle oluşturabilirsiniz.
Örneğin:
I want coffee.
Kahve istiyorum.
I need help.
Yardıma ihtiyacım var.
I like music.
Müzik seviyorum.
I live in Turkey.
Türkiye’de yaşıyorum.
I work in Istanbul.
İstanbul’da çalışıyorum.
“I want” kalıbını mutlaka öğrenin
Başlangıç seviyesinde en kullanışlı kalıplardan biri:
I want… = … istiyorum.
Örneğin:
I want water.
Su istiyorum.
I want coffee.
Kahve istiyorum.
I want food.
Yemek istiyorum.
I want a taxi.
Taksi istiyorum.
I want to go home.
Eve gitmek istiyorum.
Son örnekte yeni bir yapı görüyoruz:
want to + fiil
I want to sleep.
Uyumak istiyorum.
I want to learn English.
İngilizce öğrenmek istiyorum.
I want to speak English.
İngilizce konuşmak istiyorum.
Bu kalıbı öğrendiğinizde günlük hayatta kendinizi ifade etme kapasiteniz ciddi biçimde artar.
“I need” de çok önemli
I need = İhtiyacım var / … gerekiyor
Örneğin:
I need help.
Yardıma ihtiyacım var.
I need water.
Suya ihtiyacım var.
I need a doctor.
Doktora ihtiyacım var.
I need a taxi.
Taksiye ihtiyacım var.
I need to go.
Gitmem gerekiyor.
I need to sleep.
Uyumam gerekiyor.
Günlük hayatta kullanabileceğiniz 20 İngilizce cümle
İngilizceye yeni başlıyorsanız aşağıdaki cümleleri yüksek sesle tekrar edin:
Hello.
Merhaba.
How are you?
Nasılsın?
I’m fine.
İyiyim.
What’s your name?
Adın ne?
My name is Erol.
Benim adım Erol.
Where are you from?
Nerelisin?
I’m from Turkey.
Türkiye’denim.
Where do you live?
Nerede yaşıyorsun?
I live in İzmir.
İzmir’de yaşıyorum.
What do you do?
Ne iş yapıyorsun?
I work in an office.
Bir ofiste çalışıyorum.
I don’t understand.
Anlamıyorum.
Please speak slowly.
Lütfen yavaş konuşun.
Can you repeat that?
Bunu tekrar edebilir misiniz?
What does this mean?
Bu ne demek?
I don’t know.
Bilmiyorum.
I understand.
Anlıyorum.
I need help.
Yardıma ihtiyacım var.
Thank you.
Teşekkür ederim.
You’re welcome.
Rica ederim.
Bunları ezberlemekten ziyade sesli söylemeye çalışın.
İngilizce öğrenirken “çeviri” neden önemlidir?
İngilizce öğrenmenin en pratik yollarından biri çeviridir.
Çünkü çeviri yaparken iki dilin nasıl düşündüğünü karşılaştırmaya başlarsınız.
Örneğin:
Ben yorgunum.
Kelime kelime düşündüğünüzde:
Ben = I
yorgun = tired
Ama İngilizcede:
I am tired.
Burada Türkçede ayrıca söylemediğimiz “olmak” fiilinin İngilizcede kullanıldığını görürüz.
Bir başka örnek:
Kahve istiyorum.
İngilizcesi:
I want coffee.
Burada:
I = ben
want = istiyorum
coffee = kahve
şeklinde daha doğrudan bir yapı vardır.
Bu nedenle Türkçe → İngilizce ve İngilizce → Türkçe küçük çeviri alıştırmaları başlangıçta oldukça faydalıdır.
Her gün 10 kelime öğrenmek zorunda değilsiniz
İngilizce öğrenirken çok sık duyduğunuz bir tavsiye vardır:
“Her gün 20 kelime ezberle.”
Bu herkes için işe yaramaz.
20 kelime öğrenip üç gün sonra 18’ini unutmak yerine, 5 kelime öğrenip bu kelimelerle 10 cümle kurmak çok daha faydalı olabilir.
Örneğin bugün sadece şu beş kelimeyi öğrenin:
want – istemek
need – ihtiyaç duymak
like – sevmek
go – gitmek
come – gelmek
Sonra:
I want coffee.
I need help.
I like music.
I want to go home.
Come here.
gibi cümleler kurun.
Kelimeyi cümle içerisinde öğrendiğinizde hafızada tutmak genellikle daha kolay olur.
İngilizce konuşamıyorum çünkü kelime bilmiyorum: Gerçekten öyle mi?
Her zaman değil.
Bazen kişi 1.000–2.000 civarında İngilizce kelime bildiği halde konuşamaz.
Çünkü kelime bilmek ile kelimeleri hızlı bir şekilde cümleye dönüştürebilmek aynı şey değildir.
Örneğin “hungry” kelimesini biliyor olabilirsiniz.
Ama biri size:
Are you hungry?
dediğinde birkaç saniye düşünüyorsanız, problem kelime bilgisinden çok otomatikleşme problemidir.
Bu yüzden başlangıç seviyesinde aynı cümleleri tekrar tekrar söylemek önemlidir.
I am hungry.
I am tired.
I am ready.
I am busy.
Bunları defalarca söylediğinizde bir süre sonra düşünmeden söylemeye başlarsınız.
İşte konuşma becerisi büyük ölçüde burada gelişir.
İngilizce öğrenmek için günde kaç dakika gerekir?
Başlangıçta saatlerce çalışmanız şart değil.
Örneğin günde 20–30 dakikalık bir çalışma şöyle olabilir:
5 dakika: Yeni kelimeler
10 dakika: Basit cümleler
5 dakika: Dinleme
5 dakika: Yüksek sesle konuşma
5 dakika: Türkçeden İngilizceye küçük çeviri
Bunu her gün yapmak, haftada bir gün üç saat çalışmaktan daha verimli olabilir.
Çünkü dil öğreniminde süreklilik çok önemlidir.
İngilizce öğrenirken hata yapmaktan korkmayın
Başlangıçta:
I am go to school.
gibi yanlış bir cümle kurabilirsiniz.
Bu kötü bir şey değildir.
Doğrusu:
I am going to school.
veya bağlama göre:
I go to school.
olabilir.
Önemli olan hata yapmamak değil, hatayı fark edip doğrusunu kullanmaya başlamaktır.
Konuşurken sürekli “Acaba gramerim doğru mu?” diye düşünürseniz konuşma hızınız ciddi şekilde düşebilir.
Önce iletişim kurmayı, daha sonra doğruluğu geliştirmeyi hedefleyin.
İngilizce öğrenmenin en basit yolu: Her şeyi küçük parçalara ayırmak
İngilizceyi bir anda öğrenmeye çalışmayın.
Bugün sadece:
I am…
yarın:
I like…
sonra:
I want…
daha sonra:
I need…
öğrenebilirsiniz.
Örneğin:
Bugünün konusu: I am
I am tired.
I am hungry.
I am happy.
I am busy.
I am ready.
Yarın: I like
I like coffee.
I like music.
I like football.
I like movies.
I like English.
Sonraki gün: I want
I want coffee.
I want water.
I want to sleep.
I want to go home.
I want to learn English.
Birkaç hafta sonra bu basit kalıpların birleşmeye başladığını göreceksiniz.
İngilizce öğrenmeye bugün başlayın
İngilizce öğrenmek için “İngilizcem biraz daha iyi olsun, sonra konuşmaya başlarım” diye beklemeyin.
Tam tersine, konuştukça İngilizceniz gelişir.
İlk cümleleriniz çok basit olabilir:
Hello.
My name is…
I live in Turkey.
I like coffee.
I want to learn English.
I don’t understand.
Bunlar küçük cümleler gibi görünür. Fakat İngilizce öğrenmenin temeli tam olarak bu küçük cümlelerle atılır.
Bir dili öğrenirken amaç ilk günden mükemmel konuşmak değildir.
Amaç, bugün söyleyemediğiniz bir cümleyi yarın söyleyebilmektir.
Ve belki de İngilizce öğrenmenin en önemli kuralı şudur:
Az öğrenin, sık tekrar edin ve öğrendiğinizi kullanın.
İngilizce öğrenmeye devam edin
Bu yazıdaki temel yapıları öğrendiyseniz artık bir sonraki adıma geçebilirsiniz:
- İngilizcede en sık kullanılan 100 kelime
- İngilizcede günlük konuşma kalıpları
- İngilizcede soru sorma
- İngilizcede olumsuz cümleler
- Present Simple
- “Can” kullanımı
- “There is / There are”
- Geçmiş zaman
- İngilizce dinleme çalışmaları
- Türkçeden İngilizceye çeviri alıştırmaları
İngilizceyi tek seferde öğrenmek zorunda değilsiniz.
Her gün biraz İngilizce, zaman içinde çok daha büyük bir fark yaratır.
İngilizce Öğreniyorum – #İngilizceÖğreniyorum
İngilizce öğrenmeye yeni başladıysanız bu sayfadaki temel konuları sırayla takip ederek ilerleyebilirsiniz. Amaç, karmaşık gramer kurallarıyla boğulmadan önce kelime → cümle → konuşma → anlama zincirini oluşturmaktır.
İngilizce öğrenmek için mükemmel olmayı beklemeyin.
Start small. Start today.
Küçük başlayın. Bugün başlayın.
İngilizce öğrenmeye yeni başlayanlar için en önemli şeylerden biri, dili parçalara ayırmaktır.
Bir anda bütün İngilizceyi öğrenmeye çalışırsanız İngilizce size çok büyük ve karmaşık bir konu gibi görünür. Oysa günlük hayatta kullanılan İngilizcenin önemli bir bölümü, tekrar tekrar karşınıza çıkan birkaç yüz temel kelime ve cümle yapısı etrafında döner.
Bu nedenle şimdi bir adım daha ileri gidelim.
İlk bölümde I am, you are, I like, I want, I need gibi temel yapıları gördük. Şimdi bunları kullanarak daha fazla cümle kurmayı, soru sormayı, olumsuz cümle yapmayı, günlük konuşmaları anlamayı ve İngilizce düşünmeye yavaş yavaş başlamayı öğrenelim.
1. İngilizcede “Ben yapıyorum” nasıl söylenir?
İngilizce öğrenmeye başlayanların karşılaştığı ilk önemli konulardan biri Present Continuous, yani şimdiki zamandır.
Türkçede:
Yemek yiyorum.
İngilizcede:
I am eating.
Burada:
I = ben
am = yardımcı fiil
eating = yemek yiyor
şeklinde düşünebilirsiniz.
Aynı yapı başka fiillerle de kullanılabilir.
I am working.
Çalışıyorum.
I am reading.
Okuyorum.
I am watching TV.
Televizyon izliyorum.
I am drinking coffee.
Kahve içiyorum.
I am learning English.
İngilizce öğreniyorum.
I am waiting.
Bekliyorum.
I am coming.
Geliyorum.
Burada dikkat edilmesi gereken nokta, fiilin sonuna çoğu zaman -ing gelmesidir.
work → working
read → reading
watch → watching
drink → drinking
learn → learning
wait → waiting
2. “Şu anda ne yapıyorsun?”
Artık birine şu soruyu sorabiliriz:
What are you doing?
Ne yapıyorsun?
Bu İngilizcede son derece sık kullanılan bir cümledir.
Cevap:
I am working.
Çalışıyorum.
Veya:
I am eating.
Yemek yiyorum.
I am watching TV.
Televizyon izliyorum.
I am studying English.
İngilizce çalışıyorum.
I am waiting for my friend.
Arkadaşımı bekliyorum.
Burada artık gerçek bir konuşma kurmaya başladınız.
3. “Nereye gidiyorsun?”
Bir başka çok önemli soru:
Where are you going?
Nereye gidiyorsun?
Cevap:
I am going home.
Eve gidiyorum.
I am going to work.
İşe gidiyorum.
I am going to school.
Okula gidiyorum.
I am going to the market.
Markete gidiyorum.
I am going to Istanbul.
İstanbul’a gidiyorum.
Bu noktada to kelimesini de görmeye başladık.
Başlangıç için:
to = -e / -a
şeklinde düşünebilirsiniz.
go to school
okula gitmek
go to work
işe gitmek
go to Istanbul
İstanbul’a gitmek
go to the market
markete gitmek
4. “Home” neden biraz farklı?
İngilizcede home kelimesi başlangıçta biraz kafa karıştırabilir.
“Eve gidiyorum”:
I am going home.
Burada genellikle to kullanılmaz.
Yani:
I am going to home. ❌
yerine:
I am going home. ✅
denir.
Benzer şekilde:
I am at home.
Evdeyim.
I am coming home.
Eve geliyorum.
Bu üç cümleyi öğrenmek başlangıç için yeterlidir.
5. İngilizcede olumsuz cümle nasıl yapılır?
Şimdi “yapmıyorum”, “değilim”, “istemiyorum” gibi cümlelere geçelim.
Örneğin:
I am tired.
Yorgunum.
Olumsuzu:
I am not tired.
Yorgun değilim.
Başka örnekler:
I am not hungry.
Aç değilim.
I am not ready.
Hazır değilim.
I am not busy.
Meşgul değilim.
I am not angry.
Kızgın değilim.
Burada not kelimesi çok önemlidir.
Başlangıç seviyesinde:
not = değil / -miyor
şeklinde birçok yerde karşınıza çıkacaktır.
6. “I don’t…” yapısını öğrenin
Bir başka çok önemli yapı:
I don’t…
Bu yapı genellikle “… yapmıyorum” veya “… sevmiyorum/bilmiyorum” gibi anlamlarda kullanılır.
Örneğin:
I don’t know.
Bilmiyorum.
Bu cümleyi İngilizce konuşurken çok sık duyarsınız.
I don’t understand.
Anlamıyorum.
I don’t like coffee.
Kahve sevmiyorum.
I don’t want this.
Bunu istemiyorum.
I don’t need it.
Buna ihtiyacım yok.
I don’t speak English well.
İngilizceyi iyi konuşamıyorum.
I don’t remember.
Hatırlamıyorum.
7. “I don’t know” neden çok önemli?
İngilizce öğrenirken bilmediğiniz bir şey olduğunda susmak yerine:
I don’t know.
diyebilirsiniz.
Bir şeyi anlamadığınızda:
I don’t understand.
Bir kişinin söylediğini tekrar etmesini istediğinizde:
Can you repeat that?
Bir kişinin daha yavaş konuşmasını istediğinizde:
Can you speak slowly?
Bunlar sizi günlük hayatta zor durumda bırakmayacak kurtarıcı cümlelerdir.
Özellikle yabancı bir ülkede İngilizce konuşmaya çalışıyorsanız bu cümleleri mutlaka öğrenin.
8. “Can” kelimesi: Yapabilmek
Şimdi İngilizcenin en kullanışlı kelimelerinden birine gelelim:
can
Başlangıç seviyesinde çoğu zaman:
-ebilmek / -abilmek
anlamına gelir.
Örneğin:
I can swim.
Yüzebilirim.
I can drive.
Araba kullanabilirim.
I can speak English.
İngilizce konuşabilirim.
I can help you.
Sana yardım edebilirim.
I can do it.
Bunu yapabilirim.
I can understand.
Anlayabilirim.
Olumsuzu:
I can’t swim.
Yüzemem.
I can’t drive.
Araba kullanamam.
I can’t understand.
Anlayamıyorum/anlayamam.
I can’t hear you.
Seni duyamıyorum.
9. “Can you…?” ile rica etmek
Can you…?
günlük İngilizcede inanılmaz kullanışlıdır.
Can you help me?
Bana yardım edebilir misin?
Can you repeat that?
Bunu tekrar edebilir misin?
Can you speak slowly?
Yavaş konuşabilir misin?
Can you open the door?
Kapıyı açabilir misin?
Can you wait?
Bekleyebilir misin?
Can you call me?
Beni arayabilir misin?
Bu yapıyı öğrendiğinizde İngilizcede çok daha rahat iletişim kurabilirsiniz.
10. “Can I…?” ile izin istemek
Şimdi cümleyi tersine çevirelim.
Can I…?
“… yapabilir miyim?” anlamında kullanılabilir.
Can I sit here?
Buraya oturabilir miyim?
Can I come in?
İçeri girebilir miyim?
Can I help you?
Size yardım edebilir miyim?
Can I have some water?
Biraz su alabilir miyim?
Can I use your phone?
Telefonunuzu kullanabilir miyim?
Can I ask you a question?
Size bir soru sorabilir miyim?
Bunlar günlük İngilizcenin temel taşlarıdır.
11. “There is” ve “There are”
Şimdi İngilizcede “var” demeyi öğrenelim.
There is = var
Tekil şeyler için.
There are = var
Birden fazla şey için.
Örneğin:
There is a problem.
Bir sorun var.
There is a hotel here.
Burada bir otel var.
There is a restaurant near here.
Buraya yakın bir restoran var.
Çoğul:
There are two hotels here.
Burada iki otel var.
There are many people outside.
Dışarıda birçok insan var.
There are three rooms.
Üç oda var.
Başlangıçta şu ayrımı bilmeniz yeterli:
one thing → There is
more than one → There are
12. “There is a problem”
Bu cümleyi özellikle öğrenin:
There is a problem.
Bir sorun var.
Günlük hayatta çok kullanılır.
Örneğin:
There is a problem with my computer.
Bilgisayarımda bir sorun var.
There is a problem with the car.
Arabada bir sorun var.
There is a problem with my reservation.
Rezervasyonumla ilgili bir sorun var.
Bu şekilde öğrendiğiniz bir kalıbı farklı kelimelerle tekrar tekrar kullanabilirsiniz.
13. “What”, “Where”, “Who”, “When”, “Why”, “How”
İngilizcede soru sormanın temelini oluşturan birkaç kelime vardır.
Bunları mutlaka öğrenin:
What = Ne
Where = Nerede / Nereye
Who = Kim
When = Ne zaman
Why = Neden
How = Nasıl
Örneğin:
What is this?
Bu nedir?
Where are you?
Neredesin?
Who is he?
O kim?
When are you coming?
Ne zaman geliyorsun?
Why are you here?
Neden buradasın?
How are you?
Nasılsın?
14. “What is this?”
Başlangıç seviyesinde çok kullanışlı bir soru:
What is this?
Bu nedir?
Bir kelimeyi bilmiyorsanız işinize yarar.
Örneğin bir restorandasınız ve menüde bilmediğiniz bir şey var:
What is this?
Bu nedir?
Bir mağazadasınız:
What is this?
Bu nedir?
Bir nesne görüyorsunuz:
What is this?
Bu nedir?
Cevap:
It’s a book.
Bu bir kitap.
It’s a phone.
Bu bir telefon.
It’s a table.
Bu bir masa.
Burada it’s, it is ifadesinin kısaltmasıdır.
15. İngilizcede “a” neden kullanılıyor?
Yeni başlayanların karşısına sürekli çıkan küçük bir kelime:
a
Örneğin:
a book
bir kitap
a car
bir araba
a house
bir ev
a phone
bir telefon
a restaurant
bir restoran
Başlangıç için a kelimesini çoğu zaman Türkçedeki “bir” anlamıyla düşünebilirsiniz.
I have a car.
Bir arabam var.
I have a house.
Bir evim var.
I need a doctor.
Bir doktora ihtiyacım var.
Fakat ileride göreceğiniz gibi İngilizcede “a” kullanımının Türkçedeki “bir” kelimesinden daha farklı durumları da vardır.
16. “I have” — Sahibim / Var
have kelimesi çok önemlidir.
I have a car.
Arabam var.
I have a house.
Evim var.
I have a problem.
Bir sorunum var.
I have a question.
Bir sorum var.
I have time.
Vaktim var.
I have money.
Param var.
I have a son.
Bir oğlum var.
Soru:
Do you have a car?
Araban var mı?
Do you have time?
Vaktin var mı?
Do you have a question?
Bir sorun var mı?
17. “I don’t have”
Şimdi bunu olumsuz yapalım.
I don’t have a car.
Arabam yok.
I don’t have money.
Param yok.
I don’t have time.
Vaktim yok.
I don’t have a job.
İşim yok.
I don’t have a problem.
Sorunum yok.
Bu yapı günlük hayatta son derece kullanışlıdır.
18. İngilizcede “çok” nasıl denir?
Başlangıçta iki kelimeyi öğrenebilirsiniz:
very = çok
really = gerçekten / çok
Örneğin:
I am very tired.
Çok yorgunum.
I am very happy.
Çok mutluyum.
It is very good.
Çok iyi.
It is really good.
Gerçekten çok iyi.
I really like it.
Bunu gerçekten seviyorum.
I really want it.
Bunu gerçekten istiyorum.
19. Good, bad, big, small
Başlangıç seviyesinde birkaç temel sıfat öğrenmek çok faydalıdır.
good = iyi
bad = kötü
big = büyük
small = küçük
easy = kolay
difficult = zor
hot = sıcak
cold = soğuk
new = yeni
old = eski/yaşlı
beautiful = güzel
important = önemli
Bunlarla çok sayıda cümle kurabilirsiniz.
It is good.
İyi.
It is bad.
Kötü.
It is very big.
Çok büyük.
It is very small.
Çok küçük.
It is easy.
Kolay.
It is difficult.
Zor.
20. “Very” ile cümleleri büyütün
Örneğin:
It is cold.
Hava soğuk.
Bunu biraz daha güçlü söylemek isterseniz:
It is very cold.
Hava çok soğuk.
I am tired.
Yorgunum.
I am very tired.
Çok yorgunum.
She is happy.
O mutlu.
She is very happy.
O çok mutlu.
Bu şekilde bildiğiniz az sayıda kelimeyle çok daha fazla cümle üretebilirsiniz.
21. İngilizcede “and” ve “but”
İngilizce cümleleri birbirine bağlamaya başladığınızda konuşmanız bir anda daha doğal hale gelir.
and = ve
but = ama
Örneğin:
I like coffee and tea.
Kahve ve çayı severim.
I am tired but happy.
Yorgunum ama mutluyum.
I want to go but I am busy.
Gitmek istiyorum ama meşgulüm.
She is young and beautiful.
O genç ve güzel.
Başlangıçta sadece birkaç bağlaç öğrenmek bile cümlelerinizi uzatmanıza yardımcı olur.
22. “Because” — Çünkü
Bir başka çok önemli kelime:
because = çünkü
Örneğin:
I am tired because I worked all day.
Yorgunum çünkü bütün gün çalıştım.
Başlangıçta daha basit:
I am tired because I worked.
Çalıştığım için yorgunum.
Veya:
I am happy because I am on holiday.
Tatilde olduğum için mutluyum.
I am hungry because I didn’t eat.
Yemek yemediğim için açım.
Burada artık tek tek cümlelerden küçük konuşmalara geçmeye başlıyoruz.
23. İngilizce konuşurken cümleleri kısa tutabilirsiniz
İngilizceye yeni başlayanların önemli bir yanılgısı şudur:
“Uzun ve karmaşık cümle kurmam gerekiyor.”
Hayır.
Başlangıçta kısa cümleler kurmak gayet normaldir.
Örneğin:
I’m tired.
I need coffee.
I have work.
I want to go home.
But I can’t.
I have a meeting.
Maybe tomorrow.
Bu cümlelerin hepsini birleştirip uzun bir paragraf oluşturmak zorunda değilsiniz.
Gerçek konuşmalarda insanlar da kısa cümleler kullanır.
24. İngilizcede “maybe” kelimesini öğrenin
maybe = belki
Çok kullanışlı bir kelimedir.
Maybe tomorrow.
Belki yarın.
Maybe later.
Belki daha sonra.
Maybe you’re right.
Belki haklısın.
Maybe I can help.
Belki yardımcı olabilirim.
Bu tür küçük kelimeler konuşmanızı daha doğal hale getirir.
25. “Now”, “today”, “tomorrow”, “yesterday”
Zaman belirten temel kelimeleri de öğrenin.
now = şimdi
today = bugün
tomorrow = yarın
yesterday = dün
later = sonra
soon = yakında / kısa süre içinde
Örneğin:
I am busy now.
Şimdi meşgulüm.
I am working today.
Bugün çalışıyorum.
I will call you tomorrow.
Seni yarın arayacağım.
I was busy yesterday.
Dün meşguldüm.
See you later.
Sonra görüşürüz.
See you soon.
Yakında görüşürüz.
26. “See you” çok basit ama çok önemlidir
İngilizcede vedalaşırken her zaman “Goodbye” demek zorunda değilsiniz.
See you.
Görüşürüz.
See you later.
Sonra görüşürüz.
See you tomorrow.
Yarın görüşürüz.
See you soon.
Yakında görüşürüz.
Bunlar günlük konuşmada çok yaygındır.
27. “Good morning”, “Good afternoon”, “Good evening”
Günün farklı bölümlerinde:
Good morning.
Günaydın.
Good afternoon.
Tünaydın / İyi günler.
Good evening.
İyi akşamlar.
Uyumadan önce:
Good night.
İyi geceler.
Burada küçük ama önemli bir ayrım vardır:
Good evening genellikle birini akşam karşılaşınca selamlamak için,
Good night ise vedalaşırken veya uyumadan önce kullanılır.
28. İngilizcede “please” ve “thank you”
İki kelimeyi hiçbir zaman ihmal etmeyin:
please = lütfen
thank you = teşekkür ederim
Örneğin:
Water, please.
Su, lütfen.
Daha doğal:
Can I have some water, please?
Biraz su alabilir miyim, lütfen?
Ve karşılığında:
Thank you.
Teşekkür ederim.
You’re welcome.
Rica ederim.
29. “Sorry” ve “Excuse me”
İkisi de günlük hayatta çok kullanılır ama aynı şey değildir.
Sorry genellikle özür dilemek veya küçük bir rahatsızlık için kullanılır.
Sorry, I’m late.
Üzgünüm, geç kaldım.
Sorry.
Pardon/Özür dilerim.
Excuse me ise birinin dikkatini çekmek, yol istemek veya bir şey sormak için kullanılabilir.
Excuse me, where is the station?
Affedersiniz, istasyon nerede?
Excuse me, can I ask you something?
Affedersiniz, size bir şey sorabilir miyim?
30. İngilizce öğrenirken kelimeyi tek başına ezberlemeyin
Bu çok önemli.
Sadece:
station = istasyon
diye öğrenmek yerine:
Where is the station?
İstasyon nerede?
diye öğrenin.
Sadece:
water = su
yerine:
Can I have some water?
Biraz su alabilir miyim?
Sadece:
help = yardım
yerine:
I need help.
Yardıma ihtiyacım var.
Bu yöntem kelimeyi konuşma içerisinde öğrenmenizi sağlar.
31. Bir kelime, beş cümle
Yeni bir kelime öğrendiğinizde kendinize küçük bir oyun yapabilirsiniz.
Örneğin kelime:
work
Çalışmak / iş
Şimdi beş cümle:
I work here.
Burada çalışıyorum.
I work in Istanbul.
İstanbul’da çalışıyorum.
I work every day.
Her gün çalışıyorum.
I like my work.
İşimi seviyorum.
I don’t work on Sunday.
Pazar günü çalışmıyorum.
Böylece bir kelimeyi beş farklı bağlamda kullanmış olursunuz.
32. İngilizceyi Türkçeden çevirerek öğrenmek
Başlangıç seviyesinde çeviri çok faydalı bir egzersiz olabilir.
Örneğin:
Ben kahve istiyorum.
Önce kendiniz düşünün:
Ben = I
istiyorum = want
kahve = coffee
Sonuç:
I want coffee.
Sonra:
Ben eve gitmek istiyorum.
I = ben
want = istiyorum
to go = gitmek
home = eve
I want to go home.
Bu şekilde her gün beş Türkçe cümleyi İngilizceye çevirmeyi deneyebilirsiniz.
33. Ama Türkçeyi kelime kelime İngilizceye çevirmeyin
Burada önemli bir uyarı var.
Çeviri yapmak faydalıdır ama her cümleyi kelime kelime çevirmek doğru değildir.
Örneğin:
Geçmiş olsun.
Bunun İngilizcede her durumda birebir karşılığı yoktur.
Duruma göre:
I hope you feel better.
veya
Get well soon.
gibi ifadeler kullanılabilir.
Benzer şekilde:
Kolay gelsin.
ifadesinin de her durumda tek bir İngilizce karşılığı yoktur.
Bu nedenle İngilizce öğrenirken sadece kelimeleri değil, kalıpları ve kullanım bağlamını da öğrenmek gerekir.
34. İngilizceyi gerçekten öğrenmek ne demektir?
İngilizce öğrenmek sadece gramer kurallarını bilmek değildir.
Bir kelimeyi gördüğünüzde anlamını bilmek de tek başına yeterli değildir.
Asıl hedef şudur:
Birisi size:
Where do you live?
dediğinde uzun uzun düşünmeden:
I live in İzmir.
diyebilmek.
Bir restoranda:
Can I have some water, please?
diyebilmek.
Bir şeyi anlamadığınızda:
I don’t understand.
diyebilmek.
Bir yere nasıl gidileceğini sorarken:
Excuse me, where is the station?
diyebilmek.
İşte İngilizceyi kullanmaya başlamak budur.
35. İngilizce öğrenmenin üç aşaması
Başlangıçta kendinize üç hedef koyabilirsiniz.
1. Anlamak
Önce basit İngilizce cümleleri gördüğünüzde anlamaya başlayın.
I am tired.
I want coffee.
Where are you?
What are you doing?
2. Cevap vermek
Sonra bu cümlelere cevap verebilin.
Are you tired?
→ Yes, I am.
Do you like coffee?
→ Yes, I do.
Where do you live?
→ I live in İzmir.
3. Kendiniz soru sormak
Son aşamada artık sadece cevap vermeyin.
Siz de soru sorun:
Where do you live?
What do you do?
Do you like coffee?
Are you from Turkey?
Can you help me?
İngilizce konuşma burada gerçekten başlamaya başlar.
36. İngilizce öğrenirken sesli tekrar yapın
Bir cümleyi sadece okumayın.
Sesli söyleyin.
Örneğin:
I am learning English.
Bunu bir kez okuyup geçmeyin.
Beş kez söyleyin.
Sonra kelimeleri değiştirin:
I am learning English.
I am learning German.
I am learning Spanish.
Sonra:
I am studying English.
Bu yöntem hem ağzınızı İngilizce seslere alıştırır hem de cümle kalıplarının daha hızlı otomatikleşmesine yardımcı olur.
37. Kendi hayatınızla ilgili cümleler kurun
İngilizce öğrenirken en faydalı cümleler, kendi hayatınızı anlatan cümlelerdir.
Örneğin:
I live in Turkey.
I live in İzmir.
I work in an office.
I like coffee.
I don’t like cold weather.
I have a son.
I like football.
I watch movies.
I am learning English.
Bunlar sizin gerçek hayatınızla ilgili olduğu için ezberlenmeleri daha kolaydır.
38. Kendinizi İngilizce tanıtmayı öğrenin
İngilizce öğrenmeye başlayan herkesin yapabilmesi gereken ilk şeylerden biri kendisini tanıtmaktır.
Örneğin:
Hello. My name is Erol.
Merhaba. Benim adım Erol.
I am from Turkey.
Türkiye’denim.
I live in İzmir.
İzmir’de yaşıyorum.
I work in an office.
Bir ofiste çalışıyorum.
I am learning English.
İngilizce öğreniyorum.
Bu kadar.
Başlangıç seviyesinde kendinizi tanıtmak için uzun bir konuşma yapmanız gerekmez.
39. “What do you do?”
Birinin mesleğini veya ne iş yaptığını sormak için:
What do you do?
denebilir.
Bu cümle kelime kelime düşünüldüğünde “Ne yapıyorsun?” gibi görünür.
Ancak günlük konuşmada çoğu zaman:
Ne iş yapıyorsun?
anlamında kullanılır.
Örneğin:
What do you do?
→ I’m a teacher.
Öğretmenim.
→ I’m a translator.
Çevirmenim.
→ I work in a bank.
Bankada çalışıyorum.
Burada da görüldüğü gibi İngilizcede bir ifadeyi sadece kelimelerinden değil, kullanıldığı bağlamdan anlamak gerekir.
40. İngilizce öğrenirken “kalıp” düşünmeye başlayın
Belki de başlangıç seviyesinden orta seviyeye geçerken en önemli değişikliklerden biri budur.
Artık sadece tek tek kelimeler düşünmek yerine kalıpları görmeye başlayın.
Örneğin:
I want to…
Bu bir kalıptır.
Arkasına farklı fiiller getirebilirsiniz:
I want to eat.
I want to sleep.
I want to go.
I want to learn.
I want to work.
I want to travel.
Bir kalıp öğrendiniz ve altı farklı cümle ürettiniz.
İşte İngilizce öğrenmenin güçlü yollarından biri budur.
41. “I like…” ile onlarca cümle kurabilirsiniz
I like…
kalıbını öğrenin.
Sonra:
I like coffee.
I like tea.
I like music.
I like movies.
I like football.
I like traveling.
I like English.
I like this place.
I like this restaurant.
I like your car.
Tek bir kalıpla onlarca cümle üretebilirsiniz.
42. “I don’t like…” ile devam edin
Şimdi aynı kalıbı olumsuz yapın:
I don’t like coffee.
I don’t like tea.
I don’t like cold weather.
I don’t like this place.
I don’t like this food.
Bu alıştırmanın amacı gramer ezberlemek değil, beyninizi İngilizce cümle üretmeye alıştırmaktır.
43. İngilizce düşünmeye nasıl başlanır?
“İngilizce düşünmek” başlangıçta kulağa çok zor gelebilir.
Aslında bunun çok basit bir yöntemi var.
Gün içinde gördüğünüz şeyleri zihninizde basit İngilizceyle adlandırmaya başlayın.
Kapıyı görüyorsunuz:
door
Su içiyorsunuz:
water
Dışarı çıkıyorsunuz:
I am going out.
Kahve içiyorsunuz:
I am drinking coffee.
Yorgunsunuz:
I am tired.
Eve gidiyorsunuz:
I am going home.
Bu çalışmalar için İngilizceyi ileri düzeyde bilmeniz gerekmez.
Tam tersine, çok basit İngilizceyle düşünmek başlangıç için yeterlidir.
44. Evde İngilizce öğrenmek mümkün mü?
Evet.
Özellikle başlangıç seviyesinde evde kendi başınıza ciddi bir temel oluşturabilirsiniz.
Bunun için:
- İngilizce kısa videolar izleyebilirsiniz.
- Basit hikâyeler okuyabilirsiniz.
- Kelimeleri cümle içerisinde öğrenebilirsiniz.
- İngilizce altyazılı içerikler izleyebilirsiniz.
- Sesli tekrar yapabilirsiniz.
- Türkçeden İngilizceye kısa cümleler çevirebilirsiniz.
- Günlük hayatınızı basit İngilizceyle anlatabilirsiniz.
Ancak önemli olan sadece içerik tüketmek değildir.
İngilizceyi kullanmanız gerekir.
Bir saat İngilizce video izleyip hiç konuşmamak yerine, 20 dakika izleyip ardından öğrendiğiniz beş cümleyi sesli söylemek daha aktif bir çalışma olur.
45. İngilizce film izlemek İngilizce öğretir mi?
Tek başına film izlemek sizi otomatik olarak İngilizce konuşur hale getirmez.
Ama doğru kullanılırsa çok faydalıdır.
Başlangıç seviyesinde çok hızlı ve karmaşık konuşulan içerikler yerine daha basit içerikleri tercih edebilirsiniz.
Örneğin kısa bir sahne seçin.
Önce İngilizce altyazıyla izleyin.
Sonra bir cümleyi durdurun.
What are you doing?
deyip siz de tekrar edin.
Sonra:
Where are you going?
Tekrar edin.
Böylece film veya video sadece “seyredilen” bir içerik olmaktan çıkar ve İngilizce çalışma materyaline dönüşür.
46. İngilizce altyazı mı, Türkçe altyazı mı?
Başlangıç seviyesinde Türkçe altyazı anlamanıza yardımcı olabilir.
Ancak mümkün olduğunda zamanla İngilizce altyazıya geçmek faydalıdır.
Çünkü İngilizce ses ile İngilizce yazıyı aynı anda görürsünüz.
Örneğin:
I don’t understand what you mean.
cümlesini hem duyarsınız hem görürsünüz.
Bir süre sonra bazı ifadeleri altyazıya bakmadan tanımaya başlarsınız.
47. İngilizce öğrenirken telaffuzu ihmal etmeyin
Bir kelimeyi doğru yazmak kadar doğru telaffuz etmek de önemlidir.
Örneğin:
water
kelimesini yazabiliyor olmak başka,
konuşma sırasında doğru şekilde söyleyebilmek başkadır.
Bu nedenle yeni bir kelime öğrendiğinizde:
- Yazılışına bakın.
- Anlamını öğrenin.
- Telaffuzunu dinleyin.
- Sesli olarak tekrar edin.
- Bir cümle içinde kullanın.
Böylece kelimeyi sadece “tanımış” olmaz, gerçekten kullanmaya başlarsınız.
48. İngilizce kelimelerin birden fazla anlamı olabilir
Bu da başlangıçta sizi şaşırtabilir.
Örneğin:
get
çok farklı anlamlarda kullanılabilir.
Almak, elde etmek, ulaşmak, olmak, anlamak gibi farklı anlamları olabilir.
Bu nedenle bir kelimenin sözlükteki bütün anlamlarını aynı anda ezberlemeye çalışmayın.
Önce sık kullanılan bir anlamını ve bir-iki temel kullanımını öğrenin.
Sonra zaman içinde diğer anlamları karşınıza çıktıkça öğrenirsiniz.
Aynı durum:
take
make
get
have
do
gibi çok sık kullanılan kelimeler için özellikle geçerlidir.
49. “Get” kelimesinden korkmayın
İngilizce öğrenmeye başlayan herkes bir noktada:
“Bu get neden her yerde?”
diye düşünebilir.
Gerçekten de çok kullanılan bir kelimedir.
Örneğin:
get a job
iş bulmak
get a taxi
taksi bulmak/çağırmak
get home
eve varmak
get tired
yorulmak
get ready
hazırlanmak
Başlangıçta bütün anlamlarını öğrenmeniz gerekmiyor.
Sadece karşınıza çıktıkça cümle içerisindeki anlamını öğrenin.
50. İngilizcede en önemli şey: tekrar
Bir kelimeyi bugün öğrendiniz.
Yarın tekrar edin.
Üç gün sonra tekrar edin.
Bir hafta sonra tekrar edin.
Sonra cümle içerisinde kullanın.
Örneğin:
ready = hazır
Bugün:
I am ready.
Yarın:
Are you ready?
Birkaç gün sonra:
I am not ready yet.
Hazır değilim henüz.
Daha sonra:
Get ready!
Hazırlan!
Böylece tek bir kelime giderek farklı cümlelerde kullanılmaya başlar.
51. İngilizce öğrenmek bir yarış değildir
İngilizce öğrenirken internette:
“3 ayda İngilizce konuşun.”
“30 günde akıcı İngilizce.”
“1000 kelimeyle İngilizce.”
gibi çok sayıda iddia görebilirsiniz.
Bunlara fazla takılmayın.
Bir dili öğrenmenin hızı kişiden kişiye değişir.
Yaşınız, daha önce İngilizceyle ne kadar karşılaştığınız, ana diliniz, çalışma süreniz, konuşma pratiğiniz ve motivasyonunuz sonucu etkiler.
Daha gerçekçi hedef şudur:
Bugün dünden biraz daha fazla anlayabilmek.
Bu hedef sürdürülebilirdir.
52. Her gün küçük bir İngilizce görevi
Kendinize günlük küçük görevler verebilirsiniz.
Pazartesi
Beş yeni kelime.
Salı
Beş basit cümle.
Çarşamba
Beş dakika İngilizce dinleme.
Perşembe
Öğrendiğiniz cümleleri sesli söyleme.
Cuma
Türkçeden İngilizceye beş cümle çevirme.
Cumartesi
İngilizce kısa video.
Pazar
Haftanın bütün kelimelerini tekrar etme.
Bu şekilde İngilizce hayatınızın küçük ama düzenli bir parçası haline gelir.
53. Başlangıç seviyesinde öğrenmeniz gereken temel kelimeler
Aşağıdaki kelimeler İngilizce öğrenmeye yeni başlayan herkes için iyi bir başlangıç oluşturabilir:
İnsanlar
I – ben
you – sen/siz
he – o (erkek)
she – o (kadın)
we – biz
they – onlar
Temel fiiller
be – olmak
have – sahip olmak
do – yapmak
go – gitmek
come – gelmek
want – istemek
need – ihtiyaç duymak
like – sevmek
know – bilmek
think – düşünmek
see – görmek
look – bakmak
eat – yemek
drink – içmek
work – çalışmak
live – yaşamak
learn – öğrenmek
speak – konuşmak
read – okumak
write – yazmak
Temel sıfatlar
good – iyi
bad – kötü
big – büyük
small – küçük
easy – kolay
difficult – zor
hot – sıcak
cold – soğuk
happy – mutlu
sad – üzgün
tired – yorgun
hungry – aç
busy – meşgul
ready – hazır
important – önemli
54. Bu kelimelerle cümle kurun
Şimdi sözlüğü kapatın ve kendiniz deneyin.
“Ben mutluyum.”
I am happy.
“Ben yorgunum.”
I am tired.
“Ben kahve istiyorum.”
I want coffee.
“Yardıma ihtiyacım var.”
I need help.
“İngilizce öğreniyorum.”
I am learning English.
“İngilizce konuşabiliyorum.”
I can speak English.
“İngilizce konuşamıyorum.”
I can’t speak English.
“Bunu anlamıyorum.”
I don’t understand.
“Bunu seviyorum.”
I like this.
“Bunu sevmiyorum.”
I don’t like this.
Bunları tekrar tekrar yapın.
55. Bir sonraki hedefiniz ne olmalı?
İngilizceye yeni başladıysanız ilk hedefiniz “akıcı İngilizce konuşmak” olmak zorunda değil.
Önce şu seviyeye gelmeye çalışın:
Bir yabancı size basit bir soru sorduğunda panik yapmadan cevap verebilmek.
Örneğin:
Where are you from?
I’m from Turkey.
Where do you live?
I live in İzmir.
What do you do?
I work in an office.
Do you speak English?
A little. I’m learning English.
Bu küçük konuşmayı yapabiliyorsanız aslında İngilizce konuşmaya başlamışsınız demektir.
56. “A little” kelimesini de öğrenin
A little = biraz
Özellikle dil konuşurken çok işe yarar.
Do you speak English?
İngilizce konuşuyor musun?
A little.
Biraz.
Daha doğal:
Yes, a little. I’m still learning.
Evet, biraz. Hâlâ öğreniyorum.
Bu cümle özellikle başlangıç seviyesinde çok kullanışlıdır.
Çünkü İngilizcenizin mükemmel olmasını beklemeden iletişime girmenizi sağlar.
57. “I’m still learning English.”
Bu cümleyi de öğrenin:
I’m still learning English.
Hâlâ İngilizce öğreniyorum.
Birisi sizinle hızlı konuşuyorsa:
I’m still learning English. Could you speak slowly, please?
Hâlâ İngilizce öğreniyorum. Biraz yavaş konuşabilir misiniz?
Bu tür cümleleri bilmek, gerçek hayatta İngilizce kullanırken kendinizi daha rahat hissetmenizi sağlar.
58. İngilizce öğrenirken kendinize konuşun
Evet, gerçekten.
Evde yalnızken yaptığınız işleri İngilizce anlatmayı deneyin.
Kahve yapıyorsunuz:
I’m making coffee.
Bilgisayarı açıyorsunuz:
I’m using my computer.
Dışarı çıkıyorsunuz:
I’m going outside.
Eve dönüyorsunuz:
I’m going home.
Yemek yapıyorsunuz:
I’m cooking.
Televizyon izliyorsunuz:
I’m watching TV.
Bu yöntem ilk başta biraz garip gelebilir.
Fakat konuşma pratiği açısından oldukça faydalıdır.
Çünkü karşınızda başka birinin olmasını beklemeden İngilizce cümle üretmeye başlarsınız.
59. İngilizce öğrenmenin amacı sadece sınav değildir
İngilizceyi yalnızca sınav geçmek için öğreniyorsanız kelime ve gramer bilgisi önemli olabilir.
Ancak İngilizceyi seyahat etmek, yabancılarla konuşmak, yurtdışında yaşamak, iş yapmak, film izlemek, internette bilgiye ulaşmak veya yeni insanlarla iletişim kurmak için öğreniyorsanız iletişim becerisi çok daha önemlidir.
Bu nedenle İngilizce çalışırken kendinize şu soruyu sorun:
“Bunu gerçek hayatta nerede kullanacağım?”
Örneğin:
Where is the bathroom?
Bu sadece bir gramer örneği değildir.
Gerçekten seyahat sırasında kullanabileceğiniz bir cümledir.
Can you help me?
Gerçek bir durumda işinize yarayabilir.
I don’t understand.
Gerçek bir konuşmada sizi kurtarabilir.
How much is it?
Bir mağazada kullanabilirsiniz.
İşte bu nedenle günlük İngilizce öğrenmek önemlidir.
60. Son olarak: İngilizceyi kullanmaya başlayın
İngilizce öğrenmeye başlamak için daha fazla beklemeyin.
Bugün sadece şu 10 cümleyi öğrenebilirsiniz:
I am learning English.
İngilizce öğreniyorum.
I speak a little English.
Biraz İngilizce konuşuyorum.
I don’t understand.
Anlamıyorum.
Please speak slowly.
Lütfen yavaş konuşun.
Can you repeat that?
Bunu tekrar edebilir misiniz?
What does this mean?
Bu ne demek?
I don’t know.
Bilmiyorum.
Can you help me?
Bana yardım edebilir misiniz?
I want to learn English.
İngilizce öğrenmek istiyorum.
I can do it.
Bunu yapabilirim.
Bunları yüksek sesle söyleyin.
Sonra kendi hayatınızla ilgili yeni cümleler üretin.
Çünkü İngilizce öğrenmenin gerçek başlangıç noktası, bir kelimeyi bilmek değil, bildiğiniz kelimeyle bir şey söyleyebilmektir.
İngilizce Öğreniyorum: Buradan sonra ne öğrenmeliyim?
Temel cümleleri öğrendikten sonra İngilizcede yavaş yavaş şu konulara geçebilirsiniz:
1. Present Simple
Her gün yaptığınız şeyleri anlatmak.
2. Past Simple
Dün veya geçmişte ne yaptığınızı anlatmak.
3. Future
Gelecekte ne yapacağınızı anlatmak.
4. Comparative adjectives
Daha büyük, daha iyi, daha ucuz gibi karşılaştırmalar.
5. Modal verbs
Can, should, must gibi yapılar.
6. Prepositions
In, on, at, to, from gibi kelimeler.
7. Phrasal verbs
Get up, wake up, look for, find out gibi günlük ifadeler.
8. Günlük konuşma İngilizcesi
Gerçek insanların konuşurken kullandığı kısa ifadeler.
9. Listening
İngilizceyi duyduğunuzda daha hızlı anlamaya başlamak.
10. Speaking
Bildiklerinizi konuşmaya dönüştürmek.
Bu konuların hepsini aynı anda öğrenmeye çalışmayın.
Bir konuyu alın.
Öğrenin.
Cümle kurun.
Sesli söyleyin.
Sonra bir sonraki konuya geçin.
İngilizce öğreniyorum: En önemli kural
İngilizce öğrenmenin tek bir sihirli yöntemi yok.
Ama çok basit bir sistem vardır:
Öğren → tekrar et → cümle kur → dinle → konuş → hata yap → düzelt → tekrar et.
Bunu düzenli yaptığınız sürece İngilizceniz gelişir.
Bugün yalnızca beş kelime öğrenmiş olabilirsiniz.
Yarın beş cümle kurabilirsiniz.
Bir hafta sonra kısa bir konuşma yapabilirsiniz.
Bir ay sonra daha fazla anlayabilirsiniz.
Birkaç ay sonra daha rahat konuşmaya başlayabilirsiniz.
Önemli olan her gün mükemmel olmak değildir.
Her gün İngilizceyle biraz daha fazla temas etmektir.
İngilizce öğreniyorsanız kendinize sürekli şunu hatırlatın:
I don’t have to be perfect. I just have to keep learning.
Mükemmel olmak zorunda değilim. Öğrenmeye devam etmem yeterli.
Keep learning. Keep speaking.
Öğrenmeye devam edin. Konuşmaya devam edin.
#İngilizceÖğreniyorum
#İngilizceÖğrenme
#İngilizce
#İngilizceDersleri
#İngilizceÖğren
#İngilizceKonuşma
#İngilizceKelime
#İngilizceGramer
#Sıfırdanİngilizce
- Vukuatlı Nüfus Kayıt Örneği Nedir, Nasıl Alınır - 17 Ekim 2026
- İngilizceye Sıfırdan Başlama Rehberi - 7 Ekim 2026
- Türkiye’de Faaliyet Gösteren Avusturya Şirketleri - 6 Ekim 2026






