Impact Factor’ü Yüksek Dergiler Çeviride Neye Bakar? Editörlerin Sessiz Kriterleri

Flat lay of medical documents and equipment emphasizing innovation.

Bir makale düşünün.
Yöntem sağlam, veriler güçlü, literatür güncel.
Ancak sonuç değişmiyor: Desk reject.

Editörün notu genellikle kısa olur:
“The manuscript requires significant language improvement.”

Bu cümle çoğu zaman yanlış anlaşılır. Sorunun “İngilizce bilmemek” olduğu sanılır. Oysa yüksek Impact Factor’lü dergilerde mesele dil bilgisi değil; akademik anlatı, tutarlılık ve yayın kültürüne uyumdur.

Peki editörler ve hakemler, çeviriye gerçekten neye bakar?


Editör İlk Okumada Ne Arar? (Ve Ne Aramaz)

Yüksek etki faktörlü dergilerde editörler yüzlerce makaleyi kısa sürede tarar. Bu aşamada yapılan değerlendirme çoğu zaman bilimsel içeriğin derinliğine bile inmez. Önce şu soruya cevap aranır:

“Bu metin, derginin akademik diliyle yazılmış mı?”

Editör, metnin “doğru İngilizce” olup olmadığıyla değil, yayınlanabilir akademik İngilizce taşıyıp taşımadığıyla ilgilenir. Akıcı ama akademik olmayan bir dil, bu aşamada elenir.

Çeviri metinlerde en sık fark edilen sorun, cümlelerin fazla yerel düşünce yapısıyla kurulmuş olmasıdır. Mantık doğru olsa bile, ifade biçimi hedef akademik kültüre ait değilse editör bunu hemen hisseder.


Hakemlerin En Sessiz Ama En Sert Kriteri: Okunabilirlik

Hakemler çoğu zaman dil hatalarını tek tek yazmaz. Bunun yerine şu tür ifadeler kullanırlar:

“The manuscript is difficult to follow.”
“The argumentation lacks clarity.”

Bu geri bildirimler genellikle çeviri kaynaklıdır.

Sorun şurada ortaya çıkar:
Birçok akademik çeviri, kelimeleri doğru aktarır ama akademik argüman akışını taşıyamaz. Paragraflar birbirine bağlanmaz, geçişler zayıf kalır, vurgu yanlış yerlerde yapılır.

Hakem için bu durum şunu ifade eder:
Makale bilimsel olarak iyi olabilir, ancak okuyucuya yük bindiriyordur. Yüksek Impact Factor’lü dergiler bu yükü kabul etmez.


Çeviride En Hızlı Ele Veren Unsur: Türkçe Düşünce Yapısı

Editörler ve hakemler, hangi makalenin çeviri olduğunu genellikle ilk birkaç paragrafta anlar. Bunun sebebi kelime hataları değil, cümle mimarisidir.

Özellikle şu durumlar dikkat çeker:

  • Uzun ve iç içe geçmiş cümleler
  • Aynı fikrin farklı şekillerde tekrar edilmesi
  • Giriş bölümünde konunun geç açılması

Bu yapı, Türkçe akademik yazımda kabul edilebilirken, Anglo-Sakson akademik yazımda zayıflık olarak algılanır.

Yüksek etki faktörlü dergilerde beklenen şey şudur:
Fikirler net, doğrudan ve hiyerarşik bir şekilde sunulmalıdır. Çeviri bu yapıyı taşımıyorsa, metin “yabancı” kalır.


Terminoloji Doğru Ama Kullanım Yanlışsa

Bir diğer sessiz kriter, terminolojinin doğru bağlamda kullanılıp kullanılmadığıdır. Çoğu akademik çeviri teknik olarak doğru terimler içerir, ancak bu terimler hedef disiplinin alışık olduğu şekilde kullanılmaz.

Hakem bunu şöyle algılar:
Yazar literatürü biliyor ama alana içeriden yazmıyor.

Özellikle yöntem, tartışma ve sonuç bölümlerinde bu durum çok net ortaya çıkar. Terimler yerli yerinde değilse, makalenin bilimsel katkısı da bulanıklaşır.


Editörlerin Sevmediği Ama Söylemediği Bir Şey: “Çeviri Kokusu”

Yüksek Impact Factor’lü dergilerde açıkça ifade edilmeyen ama fiilen uygulanan bir ilke vardır:
Makale, çeviri gibi durmamalıdır.

Bu, etik bir mesele değildir; kalite meselesidir. Editörler, metnin sanki baştan İngilizce düşünülerek yazılmış izlenimi vermesini ister.

Bu noktada klasik proofreading yeterli olmaz. Çünkü sorun yazım hatası değil, metnin DNA’sıdır. Çeviri, çoğu zaman yeniden yazım seviyesinde ele alınmalıdır.


Native Editing Neden Her Zaman Çözüm Değil?

Bazı akademisyenler, çeviriyi yaptıktan sonra native editing ile sorunun çözüleceğini düşünür. Ancak editör perspektifinden bakıldığında bu her zaman işe yaramaz.

Eğer metnin temel kurgusu yerel düşünce yapısıyla oluşturulmuşsa, native editor yalnızca yüzeyi düzeltir. Hakem ise derinlikte hâlâ aynı sorunları görür.

Bu nedenle yüksek etki faktörlü dergiler için çeviri, baştan yayın hedefiyle yapılmalıdır.


Sonuç: Impact Factor Yükseldikçe Çeviri Bir Dil Meselesi Olmaktan Çıkar

Yüksek Impact Factor’lü dergilerde çeviri:

  • Dil bilgisi değil
  • Kelime seçimi değil
  • Akıcılık meselesi değildir

👉 Akademik kültüre uyum meselesidir.

Editörler ve hakemler bunu nadiren açıkça söyler, ama kararlarını buna göre verir.

Bu yüzden asıl soru şudur:
Makaleniz doğru çevrilmiş mi, yoksa doğru dergi için yeniden yazılmış mı?

Bu farkı gözetmeyen her çeviri, bilimsel olarak güçlü olsa bile, editör masasından geri dönebilir.

Abdullah Erol's avatar

Abdullah Erol

Scroll to Top