Tıp çevirisi, en küçük hatanın bile geri dönüşü olmayan sonuçlar doğurabildiği nadir alanlardan biridir. Buna rağmen birçok hastane ve klinik, çeviriyi hâlâ “idari bir detay” olarak görmeye devam ediyor. Oysa yanlış çevrilmiş bir rapor, eksik aktarılan bir tıbbi terim ya da bağlamından koparılmış bir ifade; yalnızca iletişim sorununa değil, hasta güvenliği riskine dönüşebilir.
Bu yazıda hastanelerin ve kliniklerin tıp çevirisinde en sık yaptığı hataları, gerçek hayatta karşılaşılan vaka türleri üzerinden ele alıyoruz.
Hata 1: Tıbbi Metni Genel Çevirmenlere Emanet Etmek
En yaygın hata, tıbbi metinlerin “iyi İngilizce bilen” ya da “uzun süredir çeviri yapan” kişiler tarafından çevrilebileceği varsayımıdır. Oysa tıp çevirisi; anatomi, farmakoloji, klinik süreçler ve terminoloji bilgisi gerektirir.
Bir özel hastanede yaşanan vakada, yabancı bir hastaya ait epikriz raporunda geçen “benign lesion” ifadesi, hedef dile “önemsiz lezyon” olarak çevrilmişti. Hasta, raporu bu şekilde anlayarak ileri tetkiklerini erteledi. Oysa burada kastedilen “iyi huylu” idi ve takip gerektiriyordu. Çeviri doğruydu ama tıbbi bağlam yanlıştı.
Bu tür hatalar, dil bilgisi değil alan bilgisi eksikliğinden kaynaklanır.
Hata 2: Otomatik Çeviri Araçlarına Aşırı Güven
Birçok klinik, özellikle acil durumlarda veya hasta trafiği yoğunken otomatik çeviri araçlarına başvuruyor. Bu araçlar hız kazandırsa da, tıbbi metinlerde bağlamı doğru okuyamaz.
Bir başka vakada, ameliyat sonrası talimatlarda geçen “no oral intake” ifadesi otomatik çeviriyle “ağızdan alım yoktur” şeklinde çevrildi. Hasta, bunu yalnızca ilaçlar için geçerli sandı ve su içmeye devam etti. Sonuç: komplikasyon ve yeniden hastaneye yatış.
Sorun şuydu: Metin çevrilmişti ama hasta diline uyarlanmamıştı. Tıp çevirisi yalnızca doğru terimi bulmak değil, mesajı doğru hedef kitleye aktarmaktır.
Hata 3: Aynı Terimin Farklı Belgelerde Farklı Şekilde Çevrilmesi
Kurumsal hastanelerde sık görülen bir başka hata da terminoloji tutarsızlığıdır. Aynı tanı, aynı ilaç veya aynı prosedür farklı belgelerde farklı kelimelerle ifade edilir.
Uluslararası bir klinikte, bir hastaya ait dosyada “contrast-enhanced MRI” ifadesi bir belgede “kontrastlı MR”, başka bir belgede “ilaçlı MR” olarak çevrilmişti. Hasta, iki farklı işlem yapılacağını düşündü ve ikinci randevuyu iptal etti.
Bu durum hem güven kaybına hem de operasyonel aksaklıklara yol açar. Oysa doğru yönetilen bir tıp çevirisi sürecinde, kurumsal terminoloji sabitlenir ve tüm belgelerde aynı şekilde kullanılır.
Hata 4: Hukuki Boyutu Göz Ardı Etmek
Tıbbi belgeler yalnızca klinik değil, aynı zamanda hukuki metinlerdir. Aydınlatılmış onam formları, hasta bilgilendirme metinleri ve tedavi kabul belgeleri çeviride özel dikkat gerektirir.
Bir vakada, yabancı bir hastaya sunulan onam formunda riskler kısmı sadeleştirilerek çevrilmişti. Hasta, olası komplikasyonların kapsamını tam olarak anlamadan belgeyi imzaladı. Yaşanan bir olumsuzluk sonrası süreç hukuki boyuta taşındığında, sorun doğrudan çeviriye odaklandı.
Burada hata, metni “daha anlaşılır olsun” diye tıbbi ve hukuki içeriğinden koparmaktı. Tıp çevirisi, basitleştirme ile eksiltme arasındaki çizgiyi çok iyi bilmelidir.
Hata 5: Çeviriyi Sürecin Sonuna Bırakmak
Birçok hastane ve klinik, çeviriyi iş bittikten sonra devreye sokar. Önce belge hazırlanır, sonra “çeviriye gönderilir”. Bu yaklaşım, özellikle çok dilli hasta hizmeti sunan kurumlarda ciddi sorunlara yol açar.
Oysa ileri görüşlü kurumlar, çeviriyi sürecin başına alır. Belgeler oluşturulurken hedef dil, hedef hasta profili ve kullanım amacı baştan düşünülür. Böylece sonradan yapılan düzeltmeler, geri dönüşler ve zaman kayıpları ortadan kalkar.
Sonuç: Tıp Çevirisi Bir Destek Hizmeti Değil, Klinik Güvenlik Unsurudur
Bu vakaların ortak noktası şudur: Hiçbiri kötü niyetle yapılmamıştır. Ancak her biri, tıp çevirisinin hafife alınmasının doğrudan sonucudur.
Hastaneler ve klinikler için tıp çevirisi:
- Sadece iletişim değil
- Sadece idari bir işlem değil
- Sadece dil meselesi değil
👉 Hasta güvenliği, kurumsal itibar ve hukuki risk yönetiminin bir parçasıdır.
Doğru uzmanlarla, doğru süreçlerle yönetilen tıp çevirisi; sessiz ama hayati bir rol oynar. Fark edilmez, ta ki yanlış yapıldığında her şey görünür hâle gelene kadar.
Asıl soru şudur:
Çeviri, kurumunuzda hâlâ “sonradan yapılan bir iş” mi, yoksa tedavinin görünmeyen bir parçası mı?








