Bir akademik makale, aylarca hatta yıllarca süren bir çalışmanın ürünüdür. Ancak bu emeğin kaderi çoğu zaman son aşamada belirlenir: çeviri. Özellikle hakemli ve yüksek etki faktörlü (impact factor) dergilerde, dil yalnızca bir araç değil; makalenin bilimsel ciddiyetini taşıyan bir yapıdır.
Buna rağmen birçok akademisyen, çeviri sürecine gelindiğinde kritik soruları sormadan ilerler. Sonuç ise sıklıkla tanıdıktır: “Dil açısından yetersiz”, “okunması zor”, “yayına uygun değil”.
İşte çeviri yaptırmadan önce sorulması gereken ve çoğu zaman sorulmayan o kritik sorular.
Bu Çeviri Hakemli Dergi Mantığıyla mı Yapılacak?
İlk ve en temel soru budur. Çünkü her akademik çeviri, hakemli dergi için uygun değildir. Ders notu, tez, proje raporu ya da kurumsal metin çevirisi ile dergi makalesi çevirisi arasında ciddi farklar vardır.
Hakemli dergiler, belirli bir anlatı yapısı, argüman sıralaması ve dil disiplini bekler. Çeviriyi yapacak kişi veya ekip, bu yayın kültürünü bilmiyorsa, metin teknik olarak doğru olsa bile editör masasından geri dönebilir.
Bu nedenle mesele “akademik çeviri” değil, hakemli dergiye yönelik akademik çeviridir.
Çeviriyi Yapacak Kişi Alanımı Gerçekten Biliyor mu?
Birçok akademisyen, “alanım çok spesifik değil” diyerek bu soruyu hafife alır. Oysa editörlerin ve hakemlerin en hızlı fark ettiği şey, metnin alana içeriden mi yoksa dışarıdan mı yazıldığıdır.
Terminoloji doğru olabilir; ancak terimlerin bağlam içindeki kullanımı, disipline özgü dil alışkanlıkları ve tartışma tonu farklıdır. Bu fark, özellikle yöntem ve tartışma bölümlerinde belirginleşir.
Alan bilgisi olmayan bir çeviri, makaleyi “bilgili ama yabancı” gösterir. Hakemli dergiler bu yabancılığı affetmez.
Bu Çeviri Yayın Dili mi, Yoksa Sadece Doğru İngilizce mi Sunuyor?
Bir metnin gramer olarak doğru olması, yayınlanabilir olduğu anlamına gelmez. Editörler çoğu zaman bunu açıkça ifade etmez, ancak kararlarını buna göre verir.
Yayın dili; akıcılık, vurgu, paragraf yapısı ve argüman ilerleyişiyle ilgilidir. Özellikle giriş ve tartışma bölümlerinde bu fark çok net ortaya çıkar.
Çeviri yaptırmadan önce sorulması gereken soru şudur:
Bu metin, bir editör tarafından “başlangıçtan itibaren İngilizce yazılmış” izlenimi verir mi?
Çeviri mi Yapılacak, Yeniden Yazım mı?
Akademisyenlerin en sık düştüğü tuzaklardan biri, her metnin birebir çevrilebileceğini düşünmektir. Oysa bazı makaleler çeviri değil, yeniden yazım gerektirir.
Özellikle Türkçe akademik yazımda sık görülen uzun cümleler, dolaylı anlatım ve geç açılan ana fikir, Anglo-Sakson akademik yazımda zayıflık olarak algılanır.
Bu nedenle çeviri sürecinde şu netleşmelidir:
Metin birebir mi aktarılacak, yoksa hedef derginin beklentilerine göre yeniden kurgulanacak mı?
Bu sorunun cevabı, makalenin kaderini doğrudan etkiler.
Terminoloji Tutarlılığı Nasıl Sağlanacak?
Hakemli dergilerde en küçük tutarsızlıklar bile dikkat çeker. Aynı kavramın makalenin farklı bölümlerinde farklı şekillerde ifade edilmesi, metnin profesyonelliğini zedeler.
Çeviri sürecinde terminolojiye nasıl yaklaşılacağı baştan belirlenmelidir. Sabit bir terim seti mi kullanılacak? Literatürde baskın kullanım mı esas alınacak? Dergiye özgü tercih var mı?
Bu sorulara cevap verilmeden yapılan çeviri, teknik olarak doğru olsa bile editör ve hakem gözünde dağınık görünür.
Proofreading mi, Akademik Editörlük mü Yapılacak?
Birçok akademisyen çeviri sonrası “native proofreading” talep eder. Ancak bu aşamada genellikle yanlış beklenti oluşur.
Proofreading, yazım ve dil hatalarını düzeltir. Akademik editörlük ise metnin argüman yapısını, akademik tonunu ve yayın uyumunu ele alır. Hakemli dergilerde asıl ihtiyaç duyulan genellikle ikincisidir.
Bu nedenle çeviri hizmeti alırken, hangi düzeyde bir müdahale yapılacağı netleştirilmelidir.
Bu Çeviri Editör Gözünden Okunacak mı?
Belki de en kritik soru budur.
Çeviri tamamlandıktan sonra metin, bir editör bakışıyla değerlendirilmezse, sorunlar genellikle hakem sürecinde ortaya çıkar.
İyi bir hakemli dergi çevirisi, “hakem neye takılır?” sorusu sorularak yapılır. Cümleler yalnızca doğru değil, itiraz edilemez olmalıdır.
Bu perspektif yoksa, makale bilimsel olarak güçlü olsa bile dil gerekçesiyle elenebilir.
Sonuç: Doğru Sorular Sorulmadan Yapılan Çeviri Şanstır
Hakemli dergiler için çeviri yaptırmak, teknik bir işlem değil; stratejik bir karardır. Doğru sorular sorulmadan yapılan her çeviri, makalenin kaderini şansa bırakır.
Editörler ve hakemler genellikle şunu açıkça söylemez; ama kararlarını buna göre verir:
Makale, yalnızca anlaşılır mı, yoksa yayın kültürüne ait mi?
Bu ayrımı gözeten akademisyenler, aynı çalışmayla farklı sonuçlar alabilir.
Asıl mesele şudur:
Makalenizi sadece çevirmek mi istiyorsunuz, yoksa yayına hazırlamak mı?








